augmented reality ile mobil pazarlama

Dijital Pazarlamanın Tarihçesi

Dijital pazarlama bir kavram olarak ilk defa 1990’larda gündeme gelmiştir fakat daha önce de bahsettiğimiz üzere, o zamanlar dünya şu ankinden çok daha farklıydı. Web 1.0 daha statik bir içerikti ve etkileşimi düşük olmanın yanında bünyesinde gerçek insan topluluklarını barındırmıyordu. İlk pankart (banner) reklamları 1993’te kullanılmaya başlandı ve Webcrawler (arama robotu, web robotu) adı verilen ilk ağ gezgini 1994’te yaratıldı; bu iki uygulama, günümüzde arama motoru optimizasyonu (AMO) olarak bildiğimiz uygulamanın başlangıcı olmuştur. Çok uzak bir geçmiş olmasa da Google’ın kullanıma sunulmasından dört sene öncesi ve Youtube’dan  10 sene öncesi olduğunu, üstelik sosyal medyanın o dönemde bir rüya bile olmadığını düşünecek olursak, kısa zamanda ne kadar uzun bir yol kat ettiğimiz görülmektedir.

Google hızla büyümeye ve 1999yılında Blogger kullanıma sunulmaya başlayınca, modern internet çağı başlamış oldu. Artık yenilik yaratmayan bir marka olan Blackberry, mobil e-postayı kullanıma sununca MySpace ortaya çıktı. MySpace, bugün kullandığımız adıyla sosyal medyanın gerçek başlangıcıydı fakat kullanıcı deneyimi açısından beklenen başarıya ulaşamadı ve bu nedenle de çöküşü gerçekleşti. Google’ın Adwords (anahtar kelimeler aracılığıyla çalışan Google reklam sistemi) sistemini kullanmaya başlaması, büyümesi için gerçek bir zemin sağlamış günümüze dek uzanan başlıca gelir akışını yaratmıştır. Uyguladıkları yenilikler, basit ara yüzü ve net sonuçlar veren (Bing bu konuda son yıllarda oldukça başarılı adımlar atmış olmasına rağmen ) algoritmalarının hala rakibi bulunmamaktadır. Tanımlama bilgileri (çerezleri, “cookies“) önemli bir ilerleme olmuştur, bunun yanında halen sürmekte olan mahremiyet üzerine yapılan tartışmalar ile yeni düzenlemelerle son yıllarda büyük bir anlaşmazlık nedeni olmuştur. Tanımlama bilgileri, dijital teknolojiye yönelik süregelen mahremiyet endişelerinde büyük bir rol oynarken, ilgi duyacakları içeriği kullanıcıya sunma ve bunun sonucu olarak kullanıcı deneyimini kişiselleştirme konusunda da kayda değer bir ilerleme sağlamıştır.Web 2.0, 1999 yılında Darcy DiNucci tarafından türetilen bir terimdir fakat 2004 yılında Tom O’Reilly tarafından kullanılana kadar bilinirlik kazanmamıştır. Web 2.0, isminin çağrıştırdığı gibi teknolojide herhangi bir revizyona neden olmamış daha ziyade web sitelerinin yaratılma yönteminde değişime neden olmuştur. Bunun sayesinde, web, sosyal bir ortam halini almış, çevrimiçi insan topluluklarının ortaya çıkışına yol açmıştır. Böylece, Facebook, Twitter, Instagram, Pinterest, Skype ve diğerlerinin doğuşu gerçekleşmiştir. Son 10 yılda gözlemlenen en bari trendlerden biri de buzzword olarak bilinen, herkesin diline dolanarak yaygın bir kullanım kazanan sözcüklerdir. Görünen o ki, her şey için yeni bir kelime veya deyim üretilmiştir. ‘Büyük veri ‘ (big data) ve sosyal medyada kişiye özel mesajlaşmaları içeren paylaşımlara verilen ad olan ‘dark social ‘ gibi terimler sürekli üretilmektedir. Katıldığım neredeyse tüm pazarlama konferanslarında, kendi ürettiği bir kelime veya kelime grubunu sosyal bağlamda kullanıma sokmaya çalışan en az bir konuşmacıya rastlamaktayım. Bu buzzwordler bizlere ilham vererek yeni düşünce tarzlarına doğru gözlerimizi açarken, etkili bir pazarlama odaklı işletmenin temel stratejik planlamasını çok nadir olarak değişikliğe uğratır.

Leave a comment